Kasım 4, 2007
komik bir tanimdir; kitlesel karsi koyma eylemi gibi bir eyleminin, bir toplumda ,(8 haziran 2007 genelkurmay basin aciklamasi ), refleks haline gelmis oldugunu belirtmek, hatta “gelmekten” ote, bunun toplumun bir karakteristik bir ozelliginin oldugunu soylemek, komik bir aciklama olmanin yaninda, topluma sarkastik bir bicimde yapmasi gerektigini soylemektir kanimca.
“türk silahlı kuvvetlerinin beklentisi; bu tür terör olaylarına karşı, yüce türk milletinin kitlesel karşı koyma refleksini göstermesidir.” cumlesi, yukarida belirttigim durumun apacik ornegidir kanimca; ilk olarak , evet, turk milletinin boyle bir ozelligi vardir, ardindan da , mumkunse bu ozelligini “bizim istedigimiz olaylara karsi kullansin”, aksi taktirde , yuce turk milletinin boyle bir ozelliginin var olmasi, turk silahli kuvvetlerinin yapmak istediklerine karsi da kullanma ihtimalinin var oldugunun belirtisidir. Okumaya devam et →
Kasım 3, 2007
eksik, yanlis bilgiden yola cikip, dogmatik bir sekilde kabul edip, onu evrensel bir gercekten saymaktir. yapilan bu perverse eylem sonrasinda da, varilan sonuclari savunarak ve baska insanlara aktararak bir ulusal kultur haline getirmektir. bu tip bir kulturun altyapiya sahip olmayisi, ileriki asamalarda, ona destek cikarmayi ve onu dis kritiklerden korumayi gerektirir; bu eylem gucle, zorla ve otorite ile gerceklesir. gercekleri taniyan ilk nesiller asilinca gerisi daha kolaydir, yeni nesiller bu yapilan eylemin etkisinin karsisinda daha zayif olurlar genelde. bu sistemin oturmus oldugu bir toplumda, “mutsuz bir vicdana” sahip olan kisilikler tehlike olarak gorulmeye baslarlar. elbet, gun gelirki bu kisilikler saf disi birakilirlar, baskalarinin vicdanlarina ulasmasinlar diye. Okumaya devam et →
Kasım 3, 2007
gunumuzun tarih kitaplarinda “ermeni sorunu” olarak gecen olayin baska bir adi. soz konusu olan aslinda bu olaylara verilen ismin sorun, soykirim, tehcir, olmasi ya da boyutlari , sekili, sebepleri uzerinde yapilan spekulasyonlar degildir kanimca. asil sorun turkiye cumhuriyeti nin bu olay hakkinda 80 yildir uyguladigi politikadir. simdi , 1915 yili civarlarinda gerceklesen bu olaylarin gercekten gelistiklerini varsayarsak (ki ne yazikki dunya kamuoyunca yavas yavas kabul edilen durum bu) cumhuriyet kuruldugunda bunun sorumlulugundan kurtulmak varken 80 yil boyunca bu tip bir “inkar politikasi” uygulamak niye? Okumaya devam et →
Kasım 3, 2007
demokratik bir toplumun, devletin temel ilkeleri arasindadir , nitekim lenin bile kurmak istedigi devlet yapisina bu ideal i temel olarak almistir. osmanlinin yikilisindan sonra da ataturk bu dusunceye dayanan bir turkiye cumhuriyeti kurmak istemistir , bu amaca ulasmak icin irksal, dinsel ve linguistik farkliliklardan dolayi dogan ayirimlari kaldirmak ve ekonomik degerleri baz alan sinif farkliliklarindan kaynaklanan ayricaliklar yok edilmelidir . Okumaya devam et →
Kasım 3, 2007
tek tanrili dinlerde adi gecen yani tanri tarafindan yollanilan baslica peygamberlerin erkek olmasi gibi enteresan durum mevcut. kadinlara genelde 2. sinif gorevler verilmis olarak gozukuo, ya da sonunda azize olmak. en azindan yanilmiosam durum bundan ibaret. simdi bu noktadan yola cikarsak, tanrinin o donemlerde bir kadinin yeterli bir guce sahip olamiyacagini dusunuyordu, ya da kadinlar tanrinin cagrisina pek onem vermiyolardi. tanrinin sexist olma ihtimalini gozonunde bulundurmadigimiza gore, tum dinlerde insanlarin esitligi vurgulandigindan oturu, belki de donemin sosyopolitik durumundan oturu hic bir akli basinda kadin ben peygamberim diye sokaga cikmayi dusunmuyordu, ya da incil gibi sonradan yazilan kitaplarda, gerceklik payi olsun diye ya da akillarina bile gelmediginden oturu, basroldeki kahraman olarak bir kadini secmeyi dusunmediler. Okumaya devam et →
Kasım 3, 2007
ne kadar yuce ve aziz bir konu ve gorev olsada, uretilebilecek herhangi bir cozum olaya kokten cozum getirebilmesi imkansiza yakindir. genel bir cozum araniyorsa bunun yolu egitimdir. tarih, felsefe, hukuk, bu konudaki en onemli unsurlardir(din i bir cozum olarak goremiyorum acikcasi, din her nekadar irkciliga ve fasizme karsi prensipler tasisada, tarihin de gosterdigi gibi, bu duygulari insanlarin icinde dogurabilmek icin ucuz ve basit bir araca da donusebiliyor). ekonomik ve sosyal gelisim, ozellikle ikinci dunya savasindan sonra, bu yonde onemli adimlar atmayi basarmistir; insanlarin bilgiye, enformasyona ulasimi kolaylastikca bu duygular toplum icerisinde onemli bir sekilde gerilemistir, ancak kuresellesme surecinin baslangici gelismis ulkelerin toplumlarini yeni bir durumla karsikarsiya birakinca, bu ilkel duygular, fakir ulkelerden gelen gocmenlere karsi tekrar su ustune cikmayi basarmislardir. Okumaya devam et →